Herkese merhaba...
Bu akşam da köşemi 'Sybil' adlı, çoklu kişilik bozukluğunu konu alan filme ayırıyorum. Sybil, 1973 yılımda Flora Rheta Screiber tarafından, doktor Cornelia Wilbur ve hastası Shirley Ardell Mason'ın terapi seansları konu alınarak yazılan bir romandır.Kitapta Shirley Mason'ın ismi deşifre olmaması açısından, Sybil Dorsett olarak değiştirilmiştir. Dönemin en ünlü psikolojik vakası olarak tarihe geçmiştir.
Pek çok kez filme çekilmesinin ve bu kadar dikkat çekmesinin nedeni, Sybil'in 16 ayrı kişiliği olduğunu iddia etmesidir.
Yaklaşık üç saat süren filmin baş kahramanı Sybil'in, çocukluk döneminde yaşadığı tramvalar kişilik bölünmesine sebep olmuştur. Filmde ara ara değişkenlik gösteren ruh halleri ile bir anda izleyende 'acaba ne olacak?' duygusu yaratan Sybil'in, farklı kişiliklerini ve hayatını gözler önüne seren bir film.
Doktor Wilbur ile yürüttükleri terapiler sayesinde, kişilikleri arasında geçişleri farketmeye,yaşadığı tramvalarla yüzleşmeye başlıyor Sybil. Geçmişe yönelen sahnelerde, hayretler içinde kalacaksınız! Filmi izlerken birçok sahnede çok üzüldüğümü de belirtmeliyim. Özellikle küçük bir kızın, ileri derecede psikolojik sorunları olan bir anneyle büyümesi akıl alır gibi değil! Filmin sonlarına doğru, Sybil'in dokturu kandırdığını söylemesinden sonra, ben de şüpheye düştüm. Gerçek bir hayattan konu alındığı için düşünmeden de edemedim doğrusu. Neyse ki, baş kahraman Sybil'in; durumunu kabullenip doktordan af dileyerek hastalığı ile yüzleşmesini ve bunu başarmasını da ilerleyen sahnelerde gördüm.Bastırılmış duygularla büyürken, yeteneklerini koruyan ayrı benlikler yaratması oldukça dikkat çekici.'Çoklu Kişilik Bölünmesi' ile ilgili pek fazla bilgi de verilmiyor. Genel olarak doktor Wilbur ve Sybil'in seanslarından oluşan film; sonu mutlu biten bir film olarak hafızamda yerini aldı.
Filmi tavsiye eder miyim? Evet, elbette izlemenizi tavsiye ediyorum. Psikoloji dersinde gördüğüm 'Çoklu Kişilik Bozukluğu' konusunu hakkında fikir sahibi oldum.
Son olarak filmde hoşuma giden birkaç repliği de sizlerle paylaşmak istiyorum.
Sevgiler...
- 'Her pencere hayat dediğimiz saçmalığın tiyatrosunda bir sahnedir.'
- 'Bahar, içinizdeki muzipliktir!'


izlicem en kısa zamanda yazcam blogumda da :)
YanıtlaSilKesinlikle tavsiye ederim, filmdeki sahnelerde çok farklı geçişler var! :*) Siz izleyip yazın, ben de hemen okuyayım! :*)
YanıtlaSil